Get Adobe Flash player
Ziyaretçi Bilgilerimiz Becayiş İlanları Site İstatistiklerimiz
mod_vvisit_counterBugün905
mod_vvisit_counterDün818
mod_vvisit_counterBu Hafta2759
mod_vvisit_counterBu Ay14169
mod_vvisit_counterToplam1045262

BECAYİŞ İLANLARI

Üye Sayısı : 2772
Toplam Yazı : 558
Tıklanma Sayısı : 1709095
   Şu anda 26 konuk ve 1 üye çevrimiçi 


 

Mevlit Kandili

Yüce Mevla yaratmış olduğu insanlık için kendilerini dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak peygamberler göndermiştir. İnsanlığın kurtuluşu için, tebliğ vazifesini sürdüren peygamberler kendilerine verilen bu görevi layıkıyla yerine getirmişler ve insanlığı en mutlu yola İslam’a davet etmişlerdir. Hz Adem ile başlayan Peygamberler silsilesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in doğumuyla son bulmuştur. Gözümüzün nuru, Yüreğimizin aydınlığı Sevgili Peygamberimiz hicretten 53 yıl önce miladi 569 yılında 12 Rebi’ul-Evvel ayı pazartesi günü dünyaya teşrif emişlerdir.

Sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrif etmelerinden önce tam bir karanlık vardı. Devir cehalet çağını yaşıyordu. İnsanlar birbirlerini öldürmekten dolayı şeref duyuyorlar, kız çocukları kendilerinden utanç duyulduğu için toprağa diri diri gömülüyor, kadınlara hak verilmek miras verilmek şöyle dursun kendileri mirasa konu oluyorlar, haksızlık, kibir, gasp, yağma almış başını gitmişti. İnsanlık yeni bir elçiye, yeni bir peygambere muhtaçtı.

Hz. Peygamber (s.a.s.) efendimizin doğması ile bütün dünyada hüküm sürmekte olan cehâlet ve küfür ateşi sönmüş, putperestlik yıkılmış, zulmün baskısı son bulmuştur. Karanlıklar içerisinde kalan insanlık O’nun öğretileriyle aydınlığa kavuşmuş, kız çocuklarına reva görülen diri diri toprağa gömülme O’nun gelişiyle son bulmuş, kadınlara yapılan haksızlıklar O’nun teşrifiyle sona kavuşturulmuş, haksız yere canların kıyılması sona erdirilmiş, zulüm bitmiş ve hayat bütün canlılar için yaşanılabilir bir hayata dönüştürülmüştür.

Cehalet toplumu üzerine bir nur doğuyor. Karanlıklar aydınlığa kavuşuyor. Cenab-ı Allah’ın hak olan Kuran ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilen[5] bir peygamber geliyor. Kendine itaat edildiği zaman Allah’a itaat edilmiş olan ve itaat edildiği zaman peygamberlerle, sıdıklarla, şehitlerle olma müjdesi verilen[6] bir Peygamber geliyor. Kendisinin en büyük mucizesi olan hidayet rehberi iyiyle doğruyu birbirinden ayırmaya vesile olan en son kutsal kitabın, Kur’an-ı Kerimin kendisiyle gönderildiği hidayet güneşi bir Peygamber geliyor. Kendinden sonra hiçbir nebinin dahi gönderilmeyeceği, Hatem’ü-l Enbiya Peygamberlerin sonuncusu, alemlere rahmet olarak gönderilen, gözümüzün nuru, kalbimizin aydınlığı, bir Peygamber geliyor.

Hz. Muhammed’in (as) peygamberliği ve getirmiş olduğu din İslam Dini de kıyamete kadar gelecek insanlar için geçerlidir. Bu sebeple dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmak isteyen kendisine tabi olmakla ve İslam dinini benimsemekle mükelleftir.  

Onu sevmek hepimize bir borçtur. Çünkü Hz. Peygamberimizi sevmenin önemi Kur’an-ı Kerimde şöyle ifade edilmektedir.

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[8]

Sevgili Peygamberimiz güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş[9] bir peygamberdi. Asla yalan söylemedi, emanete hıyanetlik etmedi, dostları ve kendisine inananlarla beraber kendisini kabul etmeyen ve hatta kendisine düşmanlık besleyenler dahi güvenirliği hakkında asla muhalif bir şey söyleyemedi. Hep şefkat ve merhamet timsaliydi. Nazikti, kendisinden asla kötü bir söz çıkmamıştı. Mütevazı ve sade bir yaşantıya sahip idi.  Vefakâr bir eş cefakâr bir aile reisiydi. İnsan haklarına riayeti emretti. Adaleti, ilmi, eğitim ve öğretimi tavsiye etti. İyi huy ve davranışların hepsi kendisinde toplanmış, kötü huy ve çirkin davranışların kendisinden uzak idi. Asla akraba ve komşuluk ilişkilerini kesmedi. Büyüklere şefkatli küçüklere karşı merhametli idi.

Bugün Mevlit Kandili. Bugün Allah’ın Habibinin doğum günü. Bugün âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin dünyaya teşrif günü. Bugünün hürmetine alemler nura gark olacak, bugün hürmetine günahlar affa uğrayacak, bugün hürmetine insanlar cehennemden azat olacak. Bugün O’nun hürmetine küslüklerin bitirilme vakti. Bugün O’nun doğumuyla âlemin rahmete kavuştuğu gibi, bizimde hayatımıza Peygamber Güneşinin doğmasıyla rahmete kavuşacağımız bir gün. Bugün dua günü, ellerin göğe kaldırılacağı bir gün. Hürmetine alemlerin yaratıldığı Efendimizin hürmetine kaldırılan ellerin boşa geçirilmeyeceği bir gün.

Ne mutlu bugünün kadir ve kıymetini bilip hayatını Sevgili Peygamberimizin hayatı gibi geçirmeye özen gösterenlere. Ne mutlu bu günün hürmetine kendini affettirmesi bilenlere. Ne mutlu gönlünü Allah’ın Habibine açabilenlere. Bugün Peygamberimize olan bağlılığımızı ve O’na olan sevgimizi çokça salât ve selam getirmekle ifade edeceğiz. Çünkü bu Yüce Rabbimizin bizlere bir emridir. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır.

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.8 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” Binlerce Salât ve Selam Senin üzerine olsun Ey gözümüzün nuru Sevgili Peygamberimiz. Binlerce Salât ve Selam Senin üzerine olsun Ey kalbimizin süruru, hidayet rehberimiz Sevgili Peygamberimiz.

Vaazımızı Mehmet Akif Ersoy’un o güzel dizeleriyle bitiriyoruz.

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,

Kumdan, ayın ondördü bir Öksüz çıkıverdi!

Lâkin, o ne hüsrândı ki: Hissetmedi gözler;

Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi!

Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî

Bir kerre, zuhûr ettiği çöl, en sapa yerdi.

Bir kerre de, mâmûre-i dünyâ, o zamanlar.,

Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin.

Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.

Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki Öksüz,

Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

Bir nefhada insanlığı kurtardı O Mâsum,

Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!

Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;

Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!

Âlemlere rahmetti, evet, şer–i mübîni,

Şehbâlini, adl isteyenin yurduna gerdi.

Dünya neye sâhipse, O'nun vergisidir hep;

Medyûn O'na cem'iyyeti, medyûn O'na ferdi.

Medyûndur O mâsûm'a bütün bir beşeriyyet...

Yârab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret. [10]

Geceniz mübarek olsun. Cenab-ı Mevla, Sevgili Peygamberimizin getirmiş olduğu güzellikleri hayatımıza aktarıp dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmayı cümlemize nasip etsin. Yüce Rabbim Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin şefaatine nail eylesin.


 


[1] Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecred-i sarih, Hadis No:1439

[2] Saff, 61/6

[3] Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecred-i sarih, c.IX, s.250-251

[4] Araf 7/157

[5] Bakara, 2/119

[6] Nisa, 4/69

[7] Al-i İmran, 3/110

[8] Al-i İmran, 3/31

[9] Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 381

[10] Mehmet Akif Ersoy, Safahat, “Bir Yolcu”

Last Updated (Salı, 10 Mart 2009 20:24)

 

 

Din Görevlileri