Get Adobe Flash player
Ziyaretçi Bilgilerimiz Becayiş İlanları Site İstatistiklerimiz
mod_vvisit_counterBugün516
mod_vvisit_counterDün789
mod_vvisit_counterBu Hafta3660
mod_vvisit_counterBu Ay21811
mod_vvisit_counterToplam1185863

BECAYİŞ İLANLARI

Üye Sayısı : 3015
Toplam Yazı : 558
Tıklanma Sayısı : 1922797
   Şu anda 20 konuk çevrimiçi 

Kurban Bayramı Vaazı


الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام علي رسولنا محمد وعلي اله وصحبه اجمعين* اعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم

Bizleri bir kez daha bu bayram günlerine kavuşturan ve bayram  yapma fırsatı veren Yüce  Mevlamıza hamdü sena,  Peygamber Efendimize (s.a.v)  salatü selâm olsun.

Aziz Cemaat-i müslimin, Bayram namazı saatine  bir saatten fazla zaman var. Bu kıymetli vakti en iyi şekilde camide sohbet dinleyerek değerlendirebiliriz.  

 Tarih boyunca her millet,  birlik ve beraberliğini pekiştirmek için, milli ve dini bayramlara büyük önem vermiş ve bir takım yeni bayramlar ihdas etmiştir. İslam dini de müslümanlara iki bayram armağan etmiştir. Bildiğiniz gibi bunlar Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Kurban, Hicri 2. yılda meşru kılınmıştır.

Tarihi Süreçte Kurban:

            Kurban, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir ibadettir. Hemen her din ve gelenekte kurban vardır.

            İlahi olmayan dinlerden bazılarında  bir kısım tahıl ürünleri kurban olarak seçilirken bazılarında da insan kurban edilmiştir. Mesela bir eski Orta Amerika kültürü olan Aztekler, kurban ettikleri insanları 18 m derinliğindeki kurban kuyusuna atıyorlardı. İnsan kurban etme Çin, Hint ve bazı Ortadoğu kültürlerinde de görülmüştür. Hz İbrahim’in bir oğlu olması halinde  onu Allah’a kurban edeceğine dair sözünde de böyle bir kültürün etkisi olabilir.

            Hz Musa’nın kavmi olan İsrailoğulları buzağı heykelinden kendilerine tanrı edinmişlerdi. Bakara suresinde sureye adını veren olayda, İsrailoğullarından bir inek boğazlamaları istenmişti.  Bir şahıs, mirasına konmak için amcasını öldürmüş, katilin bulunabilmesi için inek kesilmesi, kesilen inekten bir parçanın maktüle vurulması halinde maktülün, katilin kim olduğunu söyleyeceği haber verilmişti. İsrailoğulları, bu emri yerine getirmemek için işi epeyce yokuşa sürdüler. Bu emrin bir hikmeti de, ineğin İsrailoğullarınca kutsal sayılması inancını yıkmaktı. Burada kurban ibadetinin tevhitle ilişkili bir yönünü de fark ediyoruz.  İsrailoğulları menfaatine tapan bir milletti. Kendileri için yararlı olan şeylere taparlardı. İnek ile hem çift sürüyorlar hem de onun sütünden yararlanıyorlardı. Böylece Musa (a.s.)’ın ümmetine, ineği kesme emri ile  hem menfaatlerine tapmaktan vazgeçme hem  de Allah'tan başkasına  tapmama  ikazı  yapılmıştır.

            Muharref İncil’de de Hz İsa’nın, insanlığın günahını affettirmek için kendini feda ettiği düşüncesi yer alır.  İslam öncesi Müşrik Mekkeliler de kurban kesiyorlar ancak kesikleri kurbanları Kâbe’ye koydukları putlara  sunuyorlardı.

Her kes bir varlığa kurban olur. Kimisi, dinine, kimisi vatanına, kimisi mal, mülk ve servetine, kimisi sevgilisine  canını verecek kadar bağlıdır. Her kes kurban olduğu merciin değerini kazanır. Peki biz neyin kurbanı olmaya hazırız?  

İman, sevdiğin şeyi kurban etmektir gerektiğinde de kurban olabilmektir. "Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe eremezsiniz." (Âl-i Imran, 3/92) ayeti bunun delilidir.  İçimizde parayı sevmeyen var mı?  Zekât verip, kurban kesen, "sevdiğini vermiş" olur. Kimisi parayı severi kimisi makamı sever kimisi de tutkularını.   "Ben parayı çok seviyorum." diyenin  İsmail’i de para... Gerektiğinde gözden çıkarmak üzere hem İsmail’i bulmalıyız, hem de Nuh'un gemisine binmeliyiz.

Mevlana diyor ki;

 Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü,
inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Mevlana kendi vefatını düğün gününe benzetiyor,  kıyamet gününü de insanların Kurban Bayramına…. Kıyamet günü gibi bir gün ancak olsa olsa mü’minlere bayram olur, Rabbine kavuştuğu gün olması hasebiyle. Kıyamet öküzlere de ölüm günü… Aslında ondan da beter. Kıyametle birlikte bütün hayvanat yok olacak. Kafirler de keşke biz de toprak olsaydık, diyecekler ama son pişmanlık fayda vermeyecek.

            Mevlana yaklaşık 800 yıl öncesinden bu güne sesini duyurabilen ve etkisini hala devam ettiren ve milli kültürümüzde belirgin bir izi olan önemli bir şahsiyet.  2007 yılı  doğumunun 800. yılı dolayısı ile Mevlana yılı ilan edilmişti. Mevlana’nın   hikmetli sözlerinden bazılarına kulak verelim:

·        İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir.

İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

·        Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.

·        Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti.  Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

·        Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

·        Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

·        "Allah için ateşe atılmak vardır, lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş İbrahimleri tanır ve yakmaz."

(Yani İbrahim (a.s) inancı ve davası uğruna kurban olmayı göze aldı ve Onun bu fedakarlığının karşılığı olarak, ateş İbrahim (a.s)’ı yakmadı.  Demek ki Allah için fedakarlık yapanları ateş yakmayacak.)

         Kurban, hayata anlam ve değer katıyor.  Uğruna kurban edeceğiniz, gerektiğinde kurban olacağınız bir değere bağlılık gösteremiyorsanız hayatınızın da bir anlamı yok sayılır. Şehitlerimiz din ve vatan uğruna şehit oldukları için, gazilerimiz de şehit olmayı göze aldıkları için ölümsüz kahramanlar haline gelmişlerdir.

            Uğruna kurban olduğunuz değer yüce ise onunla birlikte siz de yücelirsiniz. Uğruna fedakarlık yaptığınız varlık değersiz ise  bu durumda siz yanlış tercihlerin kurbanı olursunuz. Yanlış tercihlerin kurbanı olmak, bir ömrü israf etmek, en değerli ömür sermayesini bir hiç uğruna harcamak demektir. Hesabı da çok zordur.

            Kurban Bayramı, malımızı Allah için kurban etme, Allah için fedakarlık yapma günüdür. Siz malınızı kurban edemezseniz, malınızın kurbanı olursunuz.

            Sevdiğimiz birisine, “Senin Allah’ına kurban olayım,” deriz. Anne, evladına sevgiyle, “Annen sana kurban olsun” der. Kurban, sevgi ve dostluğun ileri düzeyini ifade eder. 

Kurban Kesmenin Hükmü:  Müslüman, akıl baliğ olmuş, mukim, hür ve nisaba malik olan kimselerin kurban kesmesi gerekir. Koyun,keçi,sığır,manda ve deveden kurban olur. Koyun ve keçiyi bir kişi, sığır, manda ve deveyi birden yediye kadar birkaç kişi kesebilir. Fakat büyük baş hayvanı müşterek kesenlerden her biri ibadet niyetiyle ortaklığa katılmalıdır.  

Parasını sadaka olarak vermiş olmakla kurban kesmiş olmayız.  Namaz kılmak yada oruç tutmak yerine parasını verseniz olur mu?  Olmaz. Birileri mantık yürüterek dini hükümleri sulandırmaya çalışıyor. Din konusunda din bilginlerinin sözüne itibar etmek gerekir. Efendim, dinimiz mantık dinidir, diyorlar. Dinimiz makul bir dindir ama herkesin mantığına uyarlanabilecek bir din değildir.

İbadetlerde Allah’a karşı kadın-erkek her biri ayrı ayrı sorumludur. Erkeğin gücü yettiği halde kadının gücü kurbana yetmeyebilir yada kadının gücü yettiği halde erkeğin gücü yetmeyebilir. Bir ailede kurban mükellefi olan kaç kişi varsa onların kurban kesmesi gerekir.

Kurban kesmenin usulü:  Tekbir getirilir. Mükellef ya kendisi keser yada vekalet verir. Hayvana eziyet vermeden usulüne uygun bir şekilde kesilir. Şoklama yönteminde, kurbanın canı çıkmadan hemen kesildiği için dinen bir sakınca görülmemektedir. Dua edilir ve iki rek’at şükür namazı kılınır. Bismillahi Allahu ekber diyerek kesilir.

Kurban duası olarak şu ayetler okunabilir:

اني وجهت وجهى للذي فطرالسماوات والارض حنيفا وما انا من المشركين79/6

            “Ben hanif olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.”

 Hanif, Allah’ı bir bilen, Hakka yönelen ve batıldan hoşlanmayan demektir.,

قل ان صلاتي ونسكي ومحياي ومماتي لله رب العالمين162/6

         “Deki şüphesiz benim namazım,kurbanım,hayatım ve ölümüm, hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir.”

Böylece bizler de,Allah’a kurban gibi bir teslimiyet iradesini beyan etmiş oluyoruz.  Kurban ibadeti bize hem fedakarlığı hem de Allah’a teslimiyeti  öğretiyor.           

            Kurbanın Eti ve Derisi: Et üçe taksim edilir ve üçte biri fakirlere verilir. 

            Kurban Kesmenin Faydaları:

            1-Allah’ın emrine itaat ederek On’a yaklaşıyor ve sevap kazanıyoruz.

            2-Fedakarlık ve yardımlaşma duygumuz  daha da güçleniyor.

 3-Akraba ve komşular arasında sevgi ve dostluk bağları güçleniyor

4-Bedenimiz et il, gerekli olan proteini depoluyor.

5-Hayvan besleyen ve satanlar lehine ticaret canlanıyor.

6-İnsanlar stres atıyorlar birlikte mutlu olmayı öğreniyorlar.

7-Rabbimize şükredenlerden oluyoruz.

Herkesin kurbanını kendisinin kesmesi esastır ancak bu iş tecrübe, güç ve cesaret gerektiren bir iştir.   Bu sebeple kesim işini mutlaka ehil olan kimseler yapmalıdır. Kesimin, hayvana eziyet verilmeden yapılması Kurban kesmenin başlıca adaplarındandır. Her yıl, Kurban bayramlarında acemi kasapların yol açtığı trajik  durumlar, olur olmaz yerlerde, hatta otoban kenarlarında yapılan kesimler ve çevrede oluşan sağlıksız görüntülerin haberlere konu olması milletimiz ve müslümnalarla ilgili olumsuz kanaatlerin oluşmasına yol açmaktadır. Bir taraftan ibadet yapmaya çalışırken öbür taraftan sağlıksız bir çevre oluşmasına yol açmak ibadetin amacı ile bağdaşmaz.  En doğrusu kesim işini, belediyeler tarafından hazırlanan özel kesim yerlerinde işin ehli olan kimselere yaptırmaktır.

            Hayvan sağlığının dolayısı ile insan sağlığının korunabilmesi için, satışa sunulacak olan hayvanların veteriner kontrolünden geçirilmesi, kesilen hayvanların kulak küpelerinin(kimlik numarasının) ilçe tarım müdürlüğüne teslim edilmesi gerekmektedir.

Kurban, Hz İbrahim’in bir sünneti olarak gelenekselleşmiştir.   

            İbrahim(a.s), yıllarca evlat hasreti çekmiş bir insan olarak sınavların en ağırına tabi tutuluyor ve sınavı kazanıyor. Bizler de farkında olduğumuz yada olmadığımız bir çok sınavdan geçiyoruz hayatta. Hayat, insafsız bir öğretmene benzetilir. “Hayat önce sınav yapar, sonra öğretir.” derler Kurban bizi hayati sınavlara hazırlıyor ve farkında olmadığımız sınavları fark ettiriyor. 

              Peygamberimiz (s.a.s); Bu gün ilk işiniz namaz kılmaktır.” (Buhari,İdeyn,3) Bayram namazı vaciptir. Cuma namazı kılınan yerlerde kılınır ve bayram namazını üzerine Cuma namazı Farz olan kimselerin kılması gerekir.  İlk gün bayram namazını kılamayanlar yada kurbanını kesemeyenler  2. ve 3. gün de bayram namazını kılabilir ve kurbanını kesebilirler.   

            Kur’an’da Kurban: انا اعطيناك الكوثر* فصل لربك وانحر* ان شانئك هوالابتر*

“Şüphesiz biz sana kevseri verdik. O halde Rabbın için namaz kıl ve kurban kes. Şüphesiz soyu kesik olanlar, sana buğz edenlerdir.” (Kevser Suresi)     

 Biz, her ümmet için bir kurban ibadeti ihdas ettik ki Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği hayvanların üzerine (boğazlarken) O’nun adını ansınlar.” (Hac,34) Ayette geçen mensek kelimesi, kurban kesilen bayram, ibadet edilecek yer, yol ve hukuk anlamındadır. Nüsük de kurban ve ibadet anlamındadır.

             Kurban bayramı, et yiyerek beslenme günü değil, fedakarlık yaparak ve paylaşarak  mutlu olma ve kötü duygulardan  arınma günüdür. Hac suresinde Yüce Allah;               “Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah'a ulaşacaktır. Allah'a ulaşacak olan ancak sizin  takvanızdır. Size doğru yolu gösterdiğinden, Allah’ı yüceltmeniz için onları böylece sizin buyruğunuza vermiştir. İyilik yapanları müjdele” (22/Hac, 37)   buyuruyor.

Sadece kurban ibadeti değil bütün ibadetlerde iyi niyet ve ihlas temel şarttır. (İnneme’l-a’malü binniyat ve innema likullimriimmaneva) Ameller niyetlere göre değer kazanır. Herkesin niyeti ne ise eline geçecek olan da odur. İyi bir niyetle hayatta yaptığımız her iş ibadet makamına yükselir.

             Sünnette Kurban: “Gücü yettiği halde kurban kesmeyenler bizim namazgahımıza yaklaşmasın.” Mealindeki hadis-i şerifte yer alan ikazı dikkate alan İmam-ı Azam, Kurban ibadetinin vacip olduğuna hükmetmiştir.

            Yine Peygamberimiz (s.a.s), “Kurban bayramı günü adem oğlu, sıla-i rahm dışında kurban kesmekten daha üstün bir amel yapmamıştır.”  Buyurmuşlardır.

Peygamberimiz Medine’de on yıl kurban kesmiştir ve her sene iki kurban kesmiştir. Bu durumu şöyle açıklamıştır:

“Bu kurbanlardan biri kendim için, diğeri de kurban kesemeyen ümmetim için.” Bu inceliğe ve hassasiyete bakar mısınız? 

Peygamberimiz yaptığı ilk son haccında (veda haccı) 63 kurban kesmiştir. 63 yıllık ömre 63 kurban. Adeta her yıl için ayrı ayrı teşekkür ediyor Allah’a. Peygamberimiz öyle çok varlıklı biri değildi. Buna rağmen veda haccında 63 kurban kesmesindeki hikmeti iyi anlamak gerekir.

Peygamberimiz Kurban Bayramı gelince Medine’de özel kurban kesme yerleri hazırlatır ve atıkların çevreye zarar vermemesi için gömülmesini emrederdi.

Bayramda Görevlerimiz:

a) Bayram namazı,

b) Kurban kesme,

            c) Akraba ve komşuları ziyaret ve bayramlaşma,

d)Uzaktakilerle hiç değilse telefonla bayramlaşma,

 e) Farz namazlardan sonra teşrik tekbirleri,

Teşrik tekbiri, arefe sabahı başladı, dördüncü gün ikindi vaktine kadar devam edecek. Teşrik tekbiri kadın erkek bütün mü’minlere vaciptir.  Türkiye’nin bir çok yerinde farklı söyleyişlere rastlansa da Türk Tasavvuf Musikisi ustaları tarafından söylenen bir çok yerde okunan teşrik tekbiri makamını,  Buhuri Zade Itri Efendi bestelemiştir. Bu beste şöyledir……

Bu gün, bayram vesilesi ile sabahın erken saatinde en güzel ve yeni elbiselerinizi giyerek camilere akın ettiniz ve şu kutsal mekanda Allaha bağlılığınızı ilan ve ikrar etmektesiniz.  Bu gün her birimiz bayram yaparak mutlu bir gün geçirmek istiyoruz değil mi? Mutlu olmayı becermek de bilgi ve yetenek gerektiriyor. Her şeyden önce mutlu olmak için iman ve güzel ahlak sahibi olmak gerekir. İman, mutluluğu arayan insana peşinen ödenmiş bir mutluluk avansıdır. İman, güvende olmak isteyen insanın en güçlü olana (Kadir-i Mutlak)  teslim olmasıdır.  Mü’min, öyle bir inanca erişir ki, zarardan bile bir mutluluk çıkarır. Mü’minin, arzu ettiği bir iş olursa şükreder, mutlu olur, istediği iş olmazsa sabreder, belki de hayırlısı böyleymiş der, yine mutlu olur.  Kamil mü’min, “lütfun da hoş, kahrın da hoş” diyerek Allah’tan gelenleri büyük bir tevekkülle karşılar. Böylesi bir olgunluk  ise en büyük mutluluktur.

Her şeyin en iyisini, tat, lezzet ve şehvetin en yükseğini arzulayan ve bu sayede mutlu olacağını sanan insan, aslında cenneti dünyada yaşamak istemektedir. Kabul etmek gerekir ki hadis-i şerifte de “tul-i emel” olarak nitelendirilen sonu gelmez  bu tür  istekler, hiçbir şartta mümkün değildir aksine mutsuzluk vesilesidir.

İnsanların en önemli yanılgıları,mutluluğu olağanüstü olaylarda ve hiç kimsede olmayan eşsiz değerlerde aramalarıdır. Oysa yolunda giden rutin işlerin her biri, kadir kıymet bilen birisi için birer mutluluk vesilesidir. Bir çocuğun, “babacığım “ yada “anneciğim” demesi, bir insanın ailesi ile birlikte yemek yemesi, bir esnafın akşam dükkanını az yada çok karla kapatması, bir işçi yada memurun  ay sonu maaşını alması belki sıradan bir olaydır ama mutluluklar da bu sıradan olayların ahenkli  gelişiminden ve birikiminden doğar.

  Bayramlar dolayısı ile en yakın akraba ve komşularımızdan başlayarak bayramlarını tebrik etmeli, maddi imkanı iyi olanlar, bayram hediyesi kabilinden ihtiyaç sahibi olanların birkaç ihtiyacını karşılayarak onları sevindirmelidir.  

 Bayramlar toplumca hep birlikte sevincin, coşkunun mutluluğun doyasıya  hissedildiği yaşandığı günler olmalıdır. Ne var ki hayatta dert ve mutluluk, gece ile gündüz gibi birbirini takip eder ve hep bir arada bulunurlar. 

Last Updated (Salı, 10 Mart 2009 21:36)

 

 

Din Görevlileri