Anasayfa » Dini Haberler » Hiç kimse ve hiçbir yapı dinin temsilcisi değildir

Hiç kimse ve hiçbir yapı dinin temsilcisi değildir

ilan
Hiç kimse ve hiçbir yapı kendisini dinin temsilcisi olarak göremez ve insanları kendisine mutlak itaat ve bağlılığa çağıramaz. Dinî rehberlik, sadece bilgi ve ahlak açısından eğitim sürecinin bir parçasıdır, başkaca herhangi bir imtiyazı içinde barındırmaz.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in 3 Ağustos 2016 tarihli konuşması 

Bismillahirrahmanirrahim

Bizleri İslâm nimetiyle müşerref eyleyen, bizlere Kitap ve Sünnet’in yanında akl-ı selim, kalb-i selim ve tab-ı selim bahşeden; aklımızı ve irademizi özgürce kullanma, doğru ile yanlışı ayırt etme imkânı lütfeden Yüce Rabbimize nihayetsiz hamd ü senalar olsun!

Bize Kitabı getiren, Kitabı hikmetle beyan eden ve o hikmeti yaşanmış bir hayata dönüştüren Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.) sonsuz salât ve selâm olsun!

Sayın Cumhurbaşkanım, TBMM’nin Saygıdeğer Başkanı, Din Şûrası’nın Saygıdeğer Üyeleri, Muhterem Hocalarım,
Değerli Basın Mensupları, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sözlerime başlarken sizleri sevgiyle, saygıyla, hürmet ve muhabbetle selâmlıyorum. Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Olağanüstü Din Şûramıza teşrifinizden dolayı zat-ı âlilerine, şûra üyeleri ve katılımcıları adına en kalbî şükranlarımı sunuyorum.
“15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspek- tifi” başlığını taşıyan Olağanüstü Din Şûrası’nın şimdiden hayırlı sonuçlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyor, tüm katılımcılara Başkanlığımız adına teşekkür ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Şûra Üyeleri,
Sözlerime başlarken 15 Temmuz gecesinde memleketimizin bütün ufuklarını karartmaya azmetmiş, gözü dönmüş bir ihanet çetesi karşısında, daha ilk andan itibaren, minarelerden salâ seslerinin yükselmesiyle İstiklal mücadelesi günlerinde olduğu gibi, milletin kendi izzet ve haysiyetine sahip çıkma davetine, bir an terüddüt etmeden icabet edip bu ecel gecesinde şehadet mertebesine kavuşan aziz şehitlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin nuru bir kere daha milletimizin ufkunu aydınlatmıştır.
Gazilik mertebesine erişmiş kardeşlerimiz milletimizin ve Müslüman ümmetin baş tacıdır. Yüce Allah’tan gazilerimize acil şifalar diliyor, onları milletimizin minnet ve hürmetleriyle selamlıyorum.

Hain ve kanlı darbe girişimi karşısındaki vakur, cesur ve âlicenap tutumuyla tüm dünyaya örnek olan; vatanına, milletine, millî iradeye ve hukuk düzenine sahip çıkan asil bir milletin fertleri olmaktan dolayı bahtiyarlığımızı ifade ediyorum.

15 Temmuz gecesinde dehşet saatlerinin ilk anlarından itibaren cuntacılara ve ihanet şebe- kelerine karşı aziz milletimizin maneviyatını canlı tutmak üzere camilerimizi, minarelerimizi, salâ ve ezanlarımızı milletimizle buluşturan müftüsünden imamına, müezzininden Kur’an kur- su öğreticisine kadar bütün din gönüllüsü kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Ezanların sus- turulduğu darbelerden, darbeleri susturan salâları bize lütfettiği için Allah’a hamdediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Şûra Üyeleri,

Başkanlık olarak tarihimizde ilk defa tek bir gündem maddesiyle Olağanüstü Din Şûrası düzenliyoruz. Zira, 40 yıldır bu topraklarda din görüntüsü altında fitne-fesat tohumu ekenler, kanlı darbe girişimiyle, sadece ülkemize ve milletimize değil, en büyük zararı Din-i Mübin-i İslam’a vermiştir.

Bu ihanet şebekesi, sadece milletin bütün varlığına suikast düzenlemekle kalmayıp inan- cımızı, güvenimizi, şefkat, merhamet, himmet ve izzetimizi, din ve medeniyetimizin bütün şeâir ve kıymetlerini, ümmetin ilim, irfan, marifet ve hikmet mirasını, feragat, yardım ve da- yanışmanın ulviyyetini, dinimizi ve dindarlığımızı millet evladı nezdinde olduğu kadar insanlık nezdinde de bir düşman akçesine harcayacak bir öfkeye tahvil etmiştir.

Daha kahredici olanı ise bu örgütün küresel siyaset borsalarının muktedir müşterilerine kendi meşrebini yıllarca “ılımlı İslam, protestan Müslümanlık, dinler arası diyalog, hoşgörü, uzlaşmacı Müslüman” vb. ambalajlarla sunarken 15 Temmuz gecesi giriştiği ihanet ile meclisimizi, şehirlerimizi, caddelerimizi bombalayıp aziz vatanımıza, mübarek Türkiye’mize ve milletimize karşı bir suikaste kalkışarak görünür meşrebini Irak ve Suriye’yi kana bulayan DAİŞ vahşetine tercüme etmekten çekinmemiş, ar etmemiş ve utanmamıştır. Bu menfur cinnet ve vahşet milletin silah ve teknolojisini milletin şehirlerine bomba kusarak sadece maddi varlığımızı tahrip etmekle kalmayıp dinimizin en temel değer ve şiarlarına, milletimizin dayanışma ve güven duygusuna da darbe indirmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Şûra Üyeleri,
Yüce Kitabımızda Allah bizi “Dikkat edin! O aldatanlar sizi Allah ile aldatmasın!” diye ikaz etmesinin hikmetini ağır bir imtihanla hem ülke ve millet olarak hem de Diyanet ve İlahiyat camiası olarak oldukça geç idrak etmenin derin teessürü içindeyiz.

Zira uzun yıllar boyunca suret-i haktan görünüp masum vatan evlatlarına himmet kisvesine bürünerek güya hakka, hakikate, millete hizmet görüntüsü altında masum çehreler ardına gizlenmiş bir ihtiras ve denâet, kendini 15 Temmuz gecesinde devlete, millete, şehirlere ve medeniyet namına elimizdeki her şeye fütursuz bir kahır ve saldırı olarak kendini izhar et- miştir.

Zincirinden boşanmış bir vahşet olarak milleti katletmeye girişmiştir. Sahte tevazu ve yumu- şak sözle, gözyaşı ve sözde va’z u nasihatle her umut ve özlemimizi emeline alet edip millet evladından devşirdiklerini gizli maksat, mutlak itaat ve sinsi bir sızma becerisiyle donatmıştır.

Bu yumuşak huylu görünen emre amade robotlar şebekesi milletimizi Allah ile peygamberi ve onun sahabesi ile aldatmıştır. Allah’ın ayetlerini, Resul-i Ekrem’in hadislerini, ulemanın hikmet ve irfan erlerinin bilgi mirasını, bu toprakların Mevlana, Yunus Emre başta olmak üzere bütün değerlerini kendi gizli emel ve gayeleri için araç olarak kullanmıştır.

Gözlerimizin önünde dinî cemaat taklidi yapan bir Truva atı, dini, cemaatleşmeyi, hayır faali- yetlerini istismar ederek sadece kendi menhus akıbetini hazırlamakla kalmamış; milletimizi aldattığı kadar ümmet-i Muhammed’in mazlum coğrafyalarını ve bütün insanlığı da hayra hizmet ve insanlara yardım görüntüsü ile aldatıp şer güçlere hizmet için büyük imkânlar ve servetler yığmıştır.
Bu aldatma tahrifat ve tahribat sadece ülkemiz ile sınırlı kalmamış, Asya’da zalim hegemon- yadan kurtulan Maveraünnehir medeniyetinin, merkezlerinde yeniden yeşerecek İslam aklını da yanlış yerlere kanalize etmiştir. Mazlum Afrika kıtasında sömürge sonrası dönemlerde ortaya çıkacak Müslüman zihinleri de teslim almıştır.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Şûra Üyeleri,

Bu terör örgütü mensupları, 15 Temmuz gecesinde giriştikleri cinnet ve vahşet ile göstermiş oldular ki, akletmeyenlerin dindarlığı, aklını başkasına kiralayanların dindarlığı sadece kendi- lerini değil koca bir milleti felakete sürükleyebilir.

Ve yine göstermiş oldular ki, din şemsiyesi altında toplandıkları hâlde siyaset hileleriyle ilerlemeye kalkanlar din ve ahlaklarını da bir hile hâline getirmekten kaçınmazlar.

İslam dini Allah’tan başka rabler edinmeden, dini yalnız Allah’a has kılarak ibadet etmeyi ve O’nun rızasına uygun olarak insanlığa hizmet etmeyi esas alır. İslam dini, Hz. Peygamber’den başka masum ve tartışılmaz bir otorite, yapı ve rehber kabul etmez.

Hiçbir kimse ve hiçbir yapı kendisini dinin temsilcisi olarak göremez ve insanları kendisine mutlak itaat ve bağlılığa çağıramaz. Dinî rehberlik, sadece bilgi ve ahlak açısından eğitim sürecinin bir parçasıdır, başkaca herhangi bir imtiyazı içinde barındırmaz.

İslam dininde mutlak bağlılık, çerçevesi Kur’an ve Sünnet tarafından belirlenen ilkeleredir. Ahlak, dinimizin en temel değeri iken, Sevgili Peygamberimiz “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.”

uyurmuş iken bu örgüt, kendini gizleme, olduğundan farklı görünme, ikiyüzlü davranma, çift dilli konuşma, taktik gereği haram işleme, kod adı kullanma, bulunduğu ortamda inandığından farklı yaşama, yalan söyleme, tecessüs faaliyetinde bulunma, mahremiyeti ihlal etme, şantaj yapma, ayak kaydırma gibi gayr-i ahlaki yöntemlere başvurmuştur.

Oysa bu tür davranışların İslam’la hiçbir ilgisi yoktur. Bu tür davranışların, İslam’ın temel ahlaki prensibi olan ‘Mümin başkasının kendisinden emin olduğu kimsedir.’ ilkesiyle izahı da mümkün değildir. Bütün bunların sevgi, hoşgörü ve muhabbet temelli bir eğitim gönüllüleri hareketi adı altında yapılıyor olmasının büyük bir aldatmaca olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu örgüt, kendi mecrasına dâhil ettiği milletin evlatlarını en başta aile bağlarını yok ederek devşirmeye tevessül etmiş, ardından da onların dinî (ümmet) ve millî (millet) kimliklerine müdahale etmiştir. İslam, hiçbir zemin ve şartta ikiyüzlü, iki dilli, çift karakterli, kendine yabancılaşan, şahsiyetsiz, kimliksiz bir insan tipinin yetiştirilmesine cevaz vermez.

Konuşma yapanlar:
Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan
TBMM Başkanı
İsmail Kahraman
Başbakan Yardımcısı
Prof. Dr. Numan kurtulmuş
Diyanet İşleri Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Görmez

kaynak:yeni söz

Bu da ilginizi çekebilir

Tarihi Zirve:Diyanet Cemaatlerle Buluşacak

Fetö tehdidi nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı tarihinde ilk kez gerçekleştirilecek “Cemaatlerle Buluşma” toplantısına davet edilecek …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir